AFGANİSTAN’IN (GÜNEY TÜRKİSTAN’IN) GERDEN KÖYÜNDE EN ÇOK OYNANAN 7 ÇOCUK OYUNU
AFGANİSTAN’IN (GÜNEY TÜRKİSTAN’IN) GERDEN KÖYÜNDE EN
ÇOK OYNANAN 7 ÇOCUK OYUNU
Noorudden SAMEDOGLU[*]
Öz
Dünyadaki canlı varlıklar büyüyüp gelişirlerken fiziki
hareketlere de fazla ihtiyaç duyarlar. İnsanoğlu da canlı varlık olduğu
için daha ceninken kıpırdamaya ve hareket etmeye başlar. Bunun yanında
insanların hemen hemen hepsi doğduklarından ölünceye kadar hep bir
şeyler öğrenmeye çalışırlar. Çocukken oyun öğrenmek isterken, büyüdükçe hayatla
ilgili başka şeyler öğrenmek
isterler. Milletler içinde Türk milleti, savaşçılığı ve çevikliği ile tanınmış
bir millettir. Türk balaları yürümeyi öğrenir öğrenmez atalarının oynadığı, oyunları oynamaya koyulurlar.
Bu oyunları öğrenirken Türk tarzı yaşamayı, hayvanları, çevreyi, örgütlenmeyi,
stratejiyi, planlamayı, hücum etmeyi,
yenmeyi ve yenildiğinde de pes etmemeyi öğrenirler.
Bu çalışmada Afganistan’ın (Güney
Türkistan'ın) Cüz-i can vilayetinin Koştepe ilçesinde yer alan Garden
köyünde en çok oynanan 7 çocuk oyunundan
bahsedeceğiz. Bu oyunlar 1. Çelikdestek (Çelikçomak)
oyunları, 2. Aşık kemiği oyunları, 3. Yün Topu oyunu, 4.Çimillah Çerti oyunu 5.
Hurma çekirdeği oyunu, 6. Zire oyunu ve 7. Ceviz oyunudur.
Anahtar Kelimeler: Çocuk oyunları, Aşık,
Çelikçomak, Oyuncu, Mûrt, Merre, Yalak Adaşmak.
هفت بازی اطفال که درقریه گردن افغانستان (تورکستان جنوبی) زیاد بازی می شود
چکیده
زنده جان
های دنیا
بخاطر نشو نمو وانکشاف شان همیشه به حرکت فزیکی احتیاج دارد. انسان نیز یکی از اورگانیزم جاندار است دروقت جنین شکم مادر شروع به
حرکت کردن می کند. درقبال از این از تولد شروع، تابه وقت مردن می خواهند هر روز یک چیز نو بیآموزد . درکودکی بازی ها را یا د می
گیرد . و قتیکه بزرگ می شوند درباره حیات
روزمره چیزهای نو می آموزند. دربین ملل
دنیا ، ملت تورک با خصوصیات جنگجو
بودن و باسرعت بودن شان مشهور است. وقتیکه
فرزندان تورکها از مادر تولد می شوند و قدم زدن را را یا می گیرند،
بازی های اجداد شان ر نیز یاد
گرفتن شروع می کند. درمسیر یادگرفتن بازی
ها ، زيست تورکی ، حیوانات ، طبیعت، اتفاقی ، ستراژی ،
پلان ، تهاجم ، بردن و
باختن را نیز یاد می گیرند.
درین
مقاله هفت بازی اطفال كه معمولا ىر قریه گردن ولسوالی قوش تپه
ولایت جوزجان افغانستان ( تورکستان جنوبی ) بازي مي شود برسی می کنیم. این بازی ها : 1. بازی های چلیک، 2.بازی های استخوان آشق، 3. بازی های توپ پشم، 4 بازی چمیللح چیرتی، 5 بازی
خسته خرما، 6 بازيره و
8 بازی چهار مغز.
کلمه های کیلدی :
بازی اطفال ، آشق ، چلیک
دستک ، بازی گر، مرت ، مره ،
یلاق ، آداشماق
GİRİŞ
ÇELİKDESTEK (ÇELİKÇOMAK) OYUNLARI
Çelikdestek (Çelikçomak) oyundan bahsetmeden
önce oyun için gerekli olan oyuncaklardan biraz bahsedeceğiz. Oyun için gerekli
olan oyuncaklar şunlardır.
- Destek (Çomak): Dayanıklı, ağır ve kolayca parçalanmayan bir ahşaptan (genellikle
dut, kayısı, badem ve karağaç’tan) yapılır. Uzunluğu 50 cm ile 60 cm ve
kutru (kalınlığı) 4 ile 6 cm aralığında olur. Çabuk yıpranmaması
için kabuğu ile kullanılması tercih edilen bir durumdur. Bazen desteğin il
ile tutulacak kısmı iyi bir şekilde tutulması için yontma yoluyla biraz inceltilir. Oyunun
oynanması için bir adet destek yeterlidir.
- Çelik: Çelik 20 cm uzunluğunda, 1 inç (baş parmak kadar) kalınlığında,
mümkünse kabuklu, sert, kırılmaz, parçalanmaz, ağır ve kuru ahşaptan
yapılır. Yapılırken (1.şekilde gösterildiği gibi) dört farklı şekilde
yapılır.
2.1. Ahşabın iki ucu testere (veya keskin bir alet
ile) ile düz bir biçimde 20 cm uzunluğunda kesilir ve hiç dokunulmadan
kesildiği halde bırakılır.
2.2. Ahşabın iki ucu testere ile düz bir şekilde 20
cm uzunluğunda kesilir, daha sonra iki ucu bir birin tersine kamış kalem
gibi açılır (kesilir).
2.3. Ahşabın iki ucu testere ile düz bir şekilde 20
cm uzunluğunda kesilir, sonra iki ucunun etrafı (kalemin ucuna benzer bir
biçimde) inceltilir.
2.4. Ahşabın iki ucu testere ile düz bir biçimde
20 cm uzunluğunda kesildikten sonra çeliğin her iki ucu da her iki tarafından
kamış kalem gibi açılır.
Çeliğe bu şekillerde yapılmasının
sebebi oyuncunun lonç vurmasını (daha sonra bahsedeceğiz) daha kolaylaştırmaktır.
Bazen çeliğin dayanıklı olması için bir gün veya iki gün suda bekletilir. Oyun
sırasında oyunun aksamamsı için oyun sahasında birkaç adet yedek çelik hazırda
bulunmalı, çünkü çelik atıldığında, kırılabilir veya kayıp olabilir. Böyle
durumlarda oyunun akışı durmaması için yedek çeliklerden biri kullanılır.
1.Şekil
1.Şekilde: Çelikdesteğin yapılış
şekilleri verilmiştir.
- Gûle: Bu da destek gibi ahşaptan yapılır belli bir ölçüsü yoktur. Avuca sığacak kadar kalın olması ve 1.5 m kadar uzun olması tercih edilir. Dayanıklı avuca tutulduğunda ele zarar vermeyecek kadar saydam olmalıdır. Oyun alanında oyun oynamak için hazır olan, iki takımın bir takımının sayısı kadar gûle mevcut olmalıdır. Örneğin: Takımların her biri 5 şer kişiden oluştuğu varsaydığımızda oyun alanında 5 adet gûle olmalıdır. Eğer gûle bulunamazsa el, mont ve şal gibi nesneler de gûle yerinde kullanılabilir.
Oyunun Oynanış Şekilleri
Çelikdestek (Çelikçomak): Yaş sınırı küçük yaştaki oyuncular 6 ile 12 arası ve büyük
yaştaki oyuncular 20 ile 40 yaş arasında
değişir. Oyun en az 2 kişi ile oynanır. En çok (alanın genişliğine göre
değişiri) 40 kişiye kadar oyuna katılabilir. Kız çocuklar küçükken kendi
yaşıtları (6 ile 15 yaş arası) olan erkek çocuklarla karışık oynarlar. Ancak Gerden
köyünde 15 yaş üstündeki kızların oynadığı görünmemiştir.
Oyuna başlamadan önce oyuncular
arasından yaşça büyük ve tecrübeli olan iki kişi seçilir ve o iki kişiye “Mûrt (mir/emir)” denilir. Onlar yan yana ayakta
dururlar geri kalanları adeşip gelirler. Şimdi
“adeşip gelmek” kelimesi ne demektir ve
ne anlama gelir onu biraz açıklayalım. Adaşmak (adeşip gelmek) kelime olarak
kaybolmak demektir. Toplanan oyuncular ikişer ikişer ayrılırlar. Ayakta
duran mûrtların huzurundan 30 m veya 40 m uzağa her tarafa dağılarak giderler. Oraya
gittiklerinde kendi gerçek adlarını değiştirip (kaybedip) kendilerine hayvan
veya doğadan birer takma ad seçerler.
Mesela; kurt, aslan, tilki, yer, gök, dağ, taş… vs gibi. Seçtikleri takma adları, sadece beraber gittikleri arkadaşları bilir, başka hiç kimse bilmez. Adlar seçildikten sonra yine ikişer ikişer mûrtlerin huzur gelip, “Mollalar selam” derler. Mûrler “ Aldır aldık (aleyküm eslam)” derler. Sonra adaşıp gelen o iki oyuncudan birisi mûrtlere “Kim yeri alır kim dağı veya kim aslanı alır kim tilki alır” der. Mûrtlerden biri bu adların birini seçer. Örneğin “Ben yeri alırım” der ve takma adı yer olan oyuncu o mûrtun takımına alınmış olur. Normal olarak diğer oyuncu da diğer mûrtun takımına kalır. İkinci adeşip gelen oyuncu çiftinden diğer mûrt bir adı seçer. Böylece adaşıp gelme işi oyuncuların son çiftine kadar devam edecektir. Adaşıp gelme işi bittiğinde takımlar da belli olmuş olacaktır.
Oyunu Başlatma Yöntemleri
Oyuna başlamak için 3 yöntem
kullanılır.
1.Çakıtmak (Çeliği, Çomak Üzerine Sektirmek):
Oyuna başlamak için en çok kullanılan yöntemdir. Takımın mûrtü kendi grubu ile
karşı takımın nezareti altında çomak üzerine çeliği sektirirler. Sektirme işi
takımın en küçük yaştaki oyuncusundan başlar sırayla takımın en büyüğüne doğur
sektirilir. Takımın her oyuncusunun sektirdiği sayı bir birinin üzerine
eklenerek toplanır o sayının toplamı o takımın puanını oluşturur. Bir takımın
sektirme işi bittikten sonra sıra ikinci takıma gelir. Hangi takımın sektirme
sayısı çok olursa o takım yüksek puan kazanmış olur, ve oyunu o takım başlatır.
2. Müşt Mü Yoksa Şappat Mı Vurma Yöntemi (Yumruk Mu Yoksa Tokat Mı Vurma
Yöntemi ?): Bazen de bu yöntem kullanılır. Bu yöntem şöyle yapılır. Oyuncuların içinden en
küçük yaştaki oyuncu 30 m ile 40 m uzağa gönderilir. Sora o oyuncu takımlara
arkasını verip iki elini yukarıya kaldırır, ellerinin birini yumruk ve diğerini
de tokat yapar. Daha sonra iki mûrt kendi
aralarında oyuncular duymayacak şekilde
biri yumruğu diğeri de tokattı seçer. En
son mûrtlerden biri ellerini yumruk ve tokat yapıp uzakta duran oyuncuya “Vur”
diye seslenir. Oyuncu kendi isteğine bağlı olarak ellerinden yalnızca birini yavaşça
yanına indirir. Oyuncunun indirdiği, eli hangi mûrt seçtiyse oyunu onun takımı başlatır.
3.Takke Atma Yöntemi: Bu
yöntem en az kullanılan yöntemdir. Yazı türe atma gibidir. Eğer çimli bir alanda oyun oynanıyorsa mûrtlerden biri başından takkesini
çıkarır diğer mûrte
sorar “Takkenin iç kısmını mı alacaksın dış kısmını mı.?” Mûrt bir
tarafını seçtikten sonra takkeyi var gücü ile göğe fırlatır, takke yere
düştüğünde, mûrtün seçtiği taraf yere
düşerse oyunu o takım başlatır yoksa takkesini atan mûrtün takımı başlatır.
Yalak
Çeliği atmak için
belirlenen noktadır en az 100 m
uzaklıktan görünecek şekilde çıkıntılı
olarak yapılır. Yalağın şekli genellikle Türk çadırına benzer, kullanılan madde
yarım kilogram veya bir kilogram
ağırlığındaki taş parçaları veya pişmiş
tuğla parçalarını bir araya getirerek yapılır.
Oyun
Başlama hakkı
kazan takımın en küçüğünden başlayıp, sırasıyla en büyüğe doğru çelik atarlar.
Başlama hakkını kayıp eden takım ellerine birer gûle alıp karşıya (oyun alanına) çıkarlar. Atacak olan
kişi çeliği bir eline, çomağı bir diğer eline alıp yalağın başına gelir, çomağı
iki üç defa yalağa vurduktan sonra, çeliği kendi göğüs hizasına doğru atar, çelik tam belinin hizasına geldiğine çomak ile çeliğin tam ortasına vurur. Çelik
rakip takımın üstüne gider. Rakip takımın oyuncuları çeliği gûle ile vurmaya
çalışırlar. Eğer rakip takımdan her hangi bir oyuncu gûle ile çeliği yere
düşmeden önce vurursa, çelik atan kişinin
atma hakkı bitmiş olacak ve sıra takımındaki diğer arkadaşına geçmiş olacaktır.
Bununla beraber karşı
takım da bir gûle kazanmış olur (gûlenin
ne işe yarayacağı, konun zoolatmak
kısmında bahsedilecektir). Eğer rakip takımdan her hangi bir oyuncu çeliği gûle
ile vuramayıp çelik yere düşerse o zaman hangi oyuncuya yakınsa o oyuncu veya takımın mûrtü gelip çelik ile yalağı
hedef alarak eliyle yalağa doğru fırlatır. Eğer çelik çomak ölçüsüyle bir çomak kadar yalağın
yakınına düştüyse, çelik atmakta olan oyuncunun atma hakkı yanmış (bitmiş)
olur. Eğer çomak ile bir çomaktan daha fazla uzakta düştüyse
o zaman çelik atmakta olan kişi
lonç vurma hakkını kazanmış olur. Çelikdestek oyunun genel bir görünümü
2. Şekilde verilmiştir.
2.Şekil
2.Şekilde: Çelikdestek oyunundaki
dağılım ve oynama şekli verilmiştir.
Lonç Vurmak
Lonç vurma hakkı kazanan oyuncu, yerdeki çeliği elindeki çomak ile bir ucuna vurarak çeliği yerden
kaldırır. Çelik tekrar yere düşmeden önce çeliğin tam ortasına çomak ile vurur.
Oyuncu ata bildiği kadar yalaktan uzağa atmaya çalışır. Tekrar çeliğin düştüğü
yere varır ikinci lonç hakkını da aynı şekilde icra eder. Oyunun bu kısmına
lonç vurmak denir. Rakip takım çeliği
geri fırlattığında, eğer çelik yalaktan çomak ölçüsü ile bir çomaktan daha
fazla uzakta düştüyse, normal oyuncular iki defa ve mûrtler ise üç
defa lonç vurma hakkı kazanır. Çeliğe başlamadan takımlar arasında, bittirme sayısı olarak bir
sayı belirlenir. Bu sayı genel olarak tek yüzlerden oluşur,
örneğin: 100, 300, 500 ve 1500 gibi. Hangi takım bu sayıyı rakip takımından önce tamamlarsa o takım kazanmış olur ve rakip takime zoolatmak
(daha sonra bahsedeceğiz) cezası verilir.
Lonç
Vurarı Mı Aytarı Mı
Oyuna
başlamadan önce lonç ile alakalı
başka bir kural daha belirlenir.
Bu kural lonç vurarı mı (lonç vurulacak mı) yoksa aytarı mı (söylenecek mi).
Eğer aytarı ise oyuncu lonç vurma hakkı elde ettiğinde karşı takımın mûrtü gönlündeki sayıyı verirse lonç vurmasına gerek kalmaz. Örneğin
oyuncu lonç vurmaya başlarken, karşı
takımın mûrtü oyuncunun ne kadar iyi
oyuncu olduğunu biliyorsa lonç vurma 40
veririm der. O da kabul ederse lonç vurmadan yine oyuna devam eder. Eğer
kabul etmezse lonç vurabilir. Lonç vurduktan sonra çeliğim uzaklaştığı mesafe
ile yalak arası çomak ile ölçülür. Zaman harcayıp teker teker ölçmemesi için çeliğin yalaktan uzağa gittiği mesafeyi
göz önünde bulundurarak karşı takımın mûrtü 40 veya 30 veririm
diyebilir. Eğer oyuncu ve oyuncunun
takımı kabul ederse saymadan oyuna devam edebilir, kabul etmezlerse çomak ilse ölçülür. Sayı da 20 şer olarak sayılır, her
yirmi olduğunda bir durak oluşturulur, daha önce ki yirmi üzerine yirmi olarak
ilave edilir. Örneğin: bir yirmi, iki yirmi ve
on beş, veya üç yirmi on sekiz
gibi yirmi şer sayılır.
Köçer Kçömez (Göçer Göçmez)
Karşı takım çeliği yalağa doğru fırlattığında, çelik yere
düştüğü zaman her hangi bir taşın,
keseğin veya her hangi bir yabancı maddenin yanına düşmüş olabilir. O zaman o
maddeden dolayı oyuncu iyi lonç vuramayacaktır.
O maddenin çeliğin yanından
uzaklaştırabilmek için oyuncu karşı takım köçmez demeden önce köçer demesi
lazım. Karşı takımdan her hangi bir oyuncu köçmez
derse oyuncu o maddeyi çeliğin yanından eliyle veya her hangi bir başka nesne ile uzaklaştırmaz, zor da olsa olduğu
kadar çelik yabancı maddenin yanındayken
lonç vurmak zorundadır.
Eğer oyuncu karşı takımdan önce köçer derse
çeliğin yanındaki veya lonç vurmasına mani olan
tüm yabancı maddeleri oradan
uzaklaştırabilir. Birinci loncu
vurduktan sonra ikinci lonç için de aynı
kural (köçer ve köçmez) geçerlidir. Kim
önce söylerse onun sözüne göre köçer veya köçmez eylemi uygulanır.
Akar Akmaz
Karşı takım çeliği yalağa doğru fırlattığında
çelik suya düşerse bu defa “köçer mi köçmez
mi” sözü değil de “akar mı akmaz mı” sözü kullanılır. Eğer çeliği karşı takım
tarafından atıldığında veya birinci lonç vurulduğuna çelik her hangi bir akar
suya düşerse her kesçe o çelik
yakalamaya çalışılır. Eğer oyuncu suya düşer düşmez akar dediyse, çeliğin suya aktığı mesafe de oyuncunun sayısına eklenir. Eğer rakip takımdan biri akmaz
dediyse o zaman suya düştüğü yerden hesaplanır. Eğer oyuncu birinci loncu vurduğunda suya
düştüyse ve oyuncu rakip takımın oyuncularından önce akar dediyse, çelik sudan çıkarıldığı
yerden ikinci loncu vurmaya devam edecektir. Eğer ikinci loncu vururken suya düştüyse
çıkarıldığı yerden ölçmeye başlayacaktır.
Kût
Oyuncu çeliğe lonç vururken, çeliğe değil de yanlışlıkla yere vurursa oyuncu kût olmuş olur. Kut olan kişi, karşı takımın
oyuncularından her hangi bir oyuncu
yalak üzerine “Tüf” diye tükürmüş
(tükürmez ancak yalağın üzerine eğilip, tükürmüş gibi ses çıkarır) gibi
yapmadan yapmalıdır. Yoksa oynamakta olan oyuncu, kût cezası yiyecektir. Kût
olan oyuncunun atma hakkı kayıp olmaz
yine oyuna devam edecektir. Ancak kut olduktan sonra ki ilk atışını normla atış gibi değil de bir
bacağını yerden kaldırıp o çeliği bacağının altından atacaktır. Bu atış biraz
zor olduğu için oyuncu maharetli değilse
genelde çok uzun mesafeye atamaz,
bu da onun atma hakkını kayıp olmasına
sebep olur. Lonç ile ilgi bilinmesi gerekken genel kurallar bunlardan
ibarettir.
Yalaktan Aşırmak
Oyuncu çeliği atarken gayet dikkatli
olmalı ve boş yerleri bulup oralara atmalıdır. Yoksa oyuncunun attığı çeliği
karşı takımdan her hangi bir oyuncu gûle ile vurup yalaktan aşırırsa, kazanarak
verilmesi gerekken zoolatmak cezası oynamakta olan takıma hemen verilir. Bunun
yanında şimdi kadar kazandıkları sayılar
da silinir. Ama oynamakta olan takım bir şartla yaptıkları sayıyı kurtara bilirler, sayılar her defa
yirmiye ulaştığında “Yirmiyi gömdük” derlerse, gömülen saylar
silinmez. Karşı takım çeliği yalaktan
aşırdığında, oynamakta olan takımın bütün fertleri oynayıp, oynama sırası karşı
takıma geldiğinde direk zoolatmak cezasını verir.
Karşı takım gûle vurursa ama yalaktan aşmazsa oyuncunun bir defalığına oynama hakkı bitmiş
olur. Eğer belirlenen sayıya ulaşmadan
takımın mûrtü de atma
hakkını bittirirse, artık bu takımın bir defalığında atma hakkı bitmiş sıra diğer takıma geçmiş olur. Şimdi oynamakta olan
takım gûleleri alıp oyu sahasına (oyun
alanına) çıkacak, biraz evvel burada olan oyuncular çelik atmaya başlayacaktır.
Daha önce belirtildiği gibi hangi takım daha önce sayıyı tamamlarsa veya
yalaktan aşırırsa o takım kazanmış olur. Kazanan takım yenilen takıma zoolamak
cezası verir.
Zoolatmak
Çeliği
kazanan takım mağlup olan takımı zoolatacaktır. Zoolatmağa başlarken oyunun
başındaki gibi, kazanan takımın küçük yaştaki oyuncusu çelik ile çomağı eline
alıp çeliği çomak üzerine çakıtır
(sektirir). Kaç defa çakıtırsa o kadar atma hakkı kazanır. Köyün veya oyun alanının geniş ve uzun olan tarafı zoolatmak
için seçilir. Yenen takım yenilen takımı zoolatmak için o taraf yönlendirir. Çakıtan oyuncu çeliği
onların üzerine atar. Örneğin bir oyuncu çeliği beş defa çakıttıysa o oyuncunu beş defa çelik atma hakkı vardır. Yalağın
başından yenilen takıma doğru atar,
çelik yere düştükten sonra
yenilen takım biraz daha geri
gider, atmakta olan oyuncu çeliğin
düştüğü yerden ikicisini atar. Çelik
yere düştükten sonra yenilen takım yine biraz daha geri gider, atmakta olan
kişi gelip çeliğin düştüğü yerden üçüncüsünü de atar ve böyle beşinciye kadar
yenilen takım oyuncuları geri gider, kazanan takımın oyuncuları ileri gidip atmaya devam eder.
Birinci
oyucunun atma hakkı bittikten sonra ikinci oyuncu çakıtır. Kaç defa çakıttıysa birnci oyuncunun
kaldığı yerden o da o kadar atar, üçüncü
oyuncu ,dördüncü oyuncu olarak takımın
son kişisine (mürtüne) kadar devam eder. Mürt de attıktan sonra, yenilen takımı
ne kadar uzağa götürebildilerse (bazen bir köyden çıkarıp başka köye kadar
götürülebilir) artık yenilen takım o
yerden zoolamaya başlar.
Zoolamak
fiili de atmakta olduğu gibi takımın en küçüğünden büyüğüne
doğru sırasıyla yapılır. Örneğin takımın en küçük yaştaki oyuncusu öne geçer “alama
zoooo” diye nefes almadan koşa bildiği kadar yalağa doğru koşar. Onun
nefesi kesildiği yerden ikinci kişi onun nefesi kesildiği yerden üçüncü kişi
yalağa doğru “ zoooo” diye koşmaya devam edeceklerdir. Eğer zoolamak ile
yalağa yetişemezseler, kazanan takım yine kaldıkları yerden baştan çaıkıtılar
ve tekrar atarak geri götürtürler. Belki
yarı yolda kaldıysa bu defa daha fazla
uzağa götürebilirler. Bazen yenilen takım akşama kadar zoolasalar da bir türlü
yalağa ulaşamazlar. Akşam olunca kazanan takım onları affedip bırakır. Bazen
takımların arası bozulur, bir gün boyca
zoolayıp yalağa ulaşamazlar, yarın yine kaldıkları yerden devam edilecektir,
bir sonraki gün oyuncular toplanır oyunun
kaldığı yerden devam ettirecekler.
Gûle Ne İşe Yarar
Gûle daha önce de bahsettiğimiz gibi oyun oynanırken, oyuncunun
attığı çeliğe vurmak için kullanılan bir sopadır. Atıldığı zamanlarda gûle
vurulduğu gibi zoolatmak sırasında atılan çelikleri vurarak
yenilen takım gûle sayısı artırabilir.
Yenilen takım gûleleri zoolarken ve
kazanan takımsa zoolatırken kullanırlar. Gûle atışı çeliği çomak ile değil, taş
atar gibi el ile yalağa doğru atılır. Kazanan takım daha önce biriktirdikleri
gûleleri zoolatırken daha uzağa götürtmek için kullanırken, yenilen
takımsa daha önce veya zoolama sırasında biriktirdikleri gûleleri yalağa ulaşmak için kullanırlar. Bir takım
gûle atarken karşı takım gûle vurarak gûle sayısını artırabilir. Yenilen
takımın ne kadar gûlesi çoksa yalağa ulaşması o kadar kolay olur. Çünkü bir
gûle el ile taş atarcasına atıldığında
bir kişin zoolayarak kat ettiği mesafeden daha fazla mesafeyi kat edebilir, özellikle yokuşlarda zoolmak yerine gûle
kullanmak daha avantajlıdır.
Çelik Çomak İle Câncân Oyunu
Câncân oyunu iki kişi ile oynanan bir
oyundur. Oyuncuların yaş sınır yoktur.
Bu oyun için bir adet çelik ve bir adet de çomak gerekir. Oyuncular oyuna
başlamadan önce çorba kasesine
benzer bir şekilde
yerden bir yalak kazarlar. Yalağın
her hangi bir kenarından her hangi bir tarafa doğru çomak ile on beş çomak kadar ölçerler. Oraya bir taş koyarlar ve
orasına merre denilir. 3.Şekilde verilmiştir.
Daha
sonra çelik destek oyununda olduğu gibi iki oyuncu sırasıyla çakıtır
(sektirir), hangi oyuncu daha fazla
çakıtabildiyse oyunu o oyuncu başlatır. Çakıtma sayısı az olan oyuncu merreye
gidip, çeliği yalağa doğru yavaşça atar,
amacı çeliği yalağın içine düşürebilmektir. Eğer çeliği atan oyuncu çeliği yalağın içine
düşürebilirse oynama sırasını o oyuncu kazanmış olur, eğer düşüremezse rakip oyuncu câncân vurma hakkı kazanmış olur.
Câncân
vuran kişi “Câncân özüm(kendim) filan kadar cân” diye çeliği çomak
ile bir ucuna vurup, yerden kaldırır
daha çelik yere düşmeden tekrar çeliğin ortasına vurup uzağa götürür. Çeliğin
olduğu yer ile çeliği şimdi gittiği
yerin arası ölçülür, normalde her beş çomak bir can olarak sayılır. Bazen de
çomağı bir can olarak da oynanır. Çomağı bir can olması için, oyuncular oyuna başlamadan önce bu konuda anlaşmaları gerekmektir.
Oyuncu “Câncân özüm(kendim) filan
kadar cân” diye vurduktan sonra vurduğu yer ile çeliğin düştüğü yerin arasındaki mesafe destek ile ölçülür. Eğer söylediği kadar can çıkarsa, oyuncu o kadar can
kazanmıştır. Eğer çıkmazsa hiçbir canı yoktur. Oynama sırasını kazanmaya
çalışan oyuncu çeliğin düştüğü yerden tekrar yalağa doğru atar. Eğer yalağa
düşürürse rakibi de can olmadıysa oynama
sırasını kazanmış olur. Eğer rakibi birkaç can olduysa, olduğu canlarından
yalnız birini yakmış olur, ve diğerlerini de yine merreden yalağa çeliği atarak
yakmak zorundadır yoksa oynama sırasını alamaz. Eğer çeliği düştüğü
yerden veya merreden atarak yalağa düşüremezse, oynamakta olan oyuncu yine ““Câncân
özüm(kendim) filan kadar cân”” diye vurur. Kazandığı canlar bir birine eklenerek
birikir. Oyunu kazanma sayısı oyuna başlamadan önce belirlenir. Örneğin: Kazanma
sayısı 100 can olarak belirlendiyse her
iki oyuncudan hangisi bu sayıya önce
ulaşırsa o oyuncu, oyunu kazanmış olur. Burada şunu da belirtmeyi ilzam görüyoruz , bir
oyuncunun bütün canlarını, çeliği yalak
içine düşürerek yakmadan, diğer oyuncuya
oynama sırası geçmez. Eğer bir oyuncu kût olursa oyuncun bütün canları yanmış
olup sırası otomatik olarak rakip oyuncuya geçer. Bu oyunda, çelikçomak oyununda olduğu gibi, canlar gömülerek
yanmaktan kurtulamaz.
Oyuncu
bu oyunda seyirci olan
arkadaşlarına da can söylenebilir
““Câncân filanı, filan kadar cân””
diye. Oyuncunun kendi cânları
bitince sıra cân söylenen seyirci
arkadaşına geçer. O cânları biten arkadaşı için cân söyleye bildiği gibi
sürekli kendi için söyleyip oyunu başlayan oyuncu arkadaşına devretmeye bilir.
Ama kendine söylenen cân sayısı kazanma
sayısına ulaştığı zaman yine zoolatmak
işi kendiliğinden oyunu başlayan oyuncuya geçer.
3.Şekil
3.Şekilde: Câncân oyunun oynama biçimi verilmiştir.
Câncân Oyununda Zoolatmak
Çelik oyununda
olduğu gibi câncân oyununda da kazanan oyuncu kaybeden oyuncuya zoolatmak
cezası verir. Kazanan oyuncu yalağın
başında çakıtır. Çelikçomak oyununda olduğu gibi çakıtma sayısı kaç olursa
oyuncu o kadar atma hakkı kazanır.Câncân oyunundaki zoolatmak çelikçomak
oyunundaki zoolatmakatan biraz farklıdır. Câncânda zoolatmak için atarken
çeliğin bir ucunu kazık gibi yere kakılır (batırır), çeliğin ucu yerde kakılmışken çomak
ile çeliğin ortasına vurup kaybeden oyuncuyu uzağa götürtmeye çalışır.
Bu sırada
kaybeden oyuncu gûle vura bilir. Çelikçomak
oyununda olduğu gibi, kaybeden oyuncu gûlelerini
yalağa ulaşmak için kullanabilir. Zoolatmak işi bittikten sonra yine kazanan
oyuncu sıfırdan oyuna ve cân
kazanmaya devam edecektir. Böylece oyun saatlerce devam eder,
sonunda her iki oyucu yeter diye anlaşarak oyunu bittireceklerdir.
AŞIK KEMİĞİ
OYUNLARI
Aşık kemiği oyunu için gerekli olan oyuncaklar,
koyun veya keçi gibi küçük baş hayvanların aşık kemikleridir. Aşık kemiği atıldığında
4.şekilde görüldüğü gibi beş farklı duruşta
(yönü) durabilir.
1. Pükke: Yatay olarak durduğunda, çukur tarafı yere bakar.
2. Çikke: Yatay olarak durduğunda, çukur tarafı göğe bakar.
3. Alçı: Dikey olarak durduğunda, hafif çukur tarafı göğe bakar.
4. Taha: Dikey olarak durduğunda, hafif çıkıntı tarafı göğe bakar.
5. Hunka (Munka): Aşık kemiği uzunluğunda hangi tarafıyla
durursa dursun ona Hunka veya Munka denir.
4.Şekil
4.Şekilde: Aşık
kemiğinin duruş şekilleri verilmiştir.
Gerden köyünde aşık kemiği ile pek çok farklı
oyunlar oynanmaktadır. Biz bu çalışmamızda, Çikkemmi Tap, Elme, Paşa Vezir, Katta hat ve Kiçik Hat oyunlarından bahsedeceğiz.
Çikkem Tap: Bu oyun en az iki kişi ve en çok on kişi arasında oynanır.
Oyun oynanması için yerin düz olması gerekiyor. Oyuncular yan yana, daire
şeklinde otururlar. Oyuncu sayısı çoksa
birer her oyuncu birer aşık kemiği ile
oynar. Oyuncu sayısı azsa iki şer iki şer
ve hatta daha fazla aşık kemiği ile oynarlar. Aşıkların sayısı bir oyuncunun
tek avucuna sığa bilecek kadar olmalıdır.
Oynama sırası ilk başta rastgele oyuncular arasından bir kişi seçilir daha
sonra daire biçiminde kazanan kişiye geçerek devam eder.
Oyuncular biraz evvel belirttiğimiz
gibi rastgele aşıklarını bir kişiye verirler, o kişi iki karış kadar zeminden yukarından
aşıkları yere bırakır. Aşıkların hangi yönü çok geldiyse (durduysa) onu veya
durması zor olan yönü hangisiyse sağ
yanında ki arkadaşına onu bulmasını ister. Örneğin: Bir oyuncu on adet aşığı yere bıraktığında beş alçı, iki pükke,
iki çikke ve bir taha durduğunu varsayalım. Oyuncu kendi
fikrince arkadaşlarını (5.şekilde
gösterildiği gibi) beş alçıyı bulamayacağını düşünerek “Beş alçıyı tapın
(bulun)” der. Sağ tarafındaki oyuncu ile oyun başlar, herkes aşıkları iki
karış yerden kaldırıp bırakmaya devam
eder. Oyunculardan hangisi beş alçı bulursa (yaparsa) aşıkların tümünü onunu
olur yani bir defalığında oyunu o kazanmış olur. Eğer bulamazsa
aşıkların tümü ilk oyuna başlayan oyuncuya kalır ve oyunu o kazanmış olur.
Artık sıra ilk baştaki gibi rast gele
değil, kazanan oyuncu ile başlar.
Oyuncular yine belirlenen sayı kadar aşık katarlar. Kazana oyuncu aşıkları iki
karış yukarıdan yere bırakıp oyunculardan
zor bulanan durumu bulmalarını talep eder. Oyun oyuncunun sağ tarafındaki
oyuncu ile devam eder. Böylece aşıkların
tümü tek oyuncuya geçinceye kadar devam
edecektir.
5.Şekil
5.Şekilde: Çikkem tap oyunundan bir
örnek gösterilmiştir.
İlme Oyunu: Bu oyun Çersek
Çürsek ve Yedirme olarak ikiye ayrılır.
Çersek Çürsek: Bu oyunda en az iki kişi ve en çok sekiz kişi katılabilir.
Oyunun oynanması için yerin düz olması gerekiyor. Oyuncular birer birer aşık
katarlar, herkes kendi kattığı aşığı çok iyi tanımalıdır, oyunculardan biri
aşıkların tümünü avucuna sıkıp iki karış yerden yukarıdan yere bırakır. Aşıklardan yalnız bir tanesi yukarıda
bahsettiğimiz durumlardan (Hunka veya Munka hariç) çikke, pükke, alçı veya taha
durursa, diğer aşıklarını vurma hakkını
kazanır. Örneğin: Oyuna beş oyuncunun
başladığını varsayalım. Aşıklar yere bırakıldığında bir kişinin aşığı pükke
durmuş ve diğer bütün aşıklar çikke, veya bütün aşıklar alçı veyahut bütün
aşıklar taha durmuş. O halde diğerlerini vurma hakkını pükke duran aşık
kazanmış olur. Yahut bir oyuncunun aşığı çikke durmuş diğerlerinin tümü alçı,
taha veya pükke durmuş. O halde aşığı çikke duran oyuncu diğer aşıkları vurma
hakkı kazanmış olur. Varsayalım ki iki aşık pükke diğerleri çikke, alçı veya taha durmuş, bu durumda vurma hakkını iki oyuncu aynı anda kazanamadığı için, oyun iptal olur.
Aşıkları bir oyuncu tekrar toplayıp tekrar yere bırakır. Tek aşık faklı ve
diğer tüm aşıklar aynı durumda durmayıncaya kadar aşıkları yerden toplayıp yere
bırakmaya devam edecekler. 6.Şekilde gösterilmiştir.
6.Şekil
6.Şekilde: Çersek çürsek oyunundan bir
örnek gösterilmiştir.
Bir kişi vurma hakkı kazandığında isterse tek
aşığı, isterse iki veya üç aşığı vurabilir. Vurma şekline gelince, baş parmak,
ortanca parmak ile birleştirilir, avucunu içi aşığa bakar şekilde yere konulur
ve ortanca parmak ile sert bir şekilde vurulur. Eğer hedef aldığı aşık veya aşıklara isabet edip, vurulan aşık veya
aşıklardan bir kaçı kendi aşığını şimdiki aldığı durumu alırsa o aşık veya
aşıkları o oyuncu kazanmış olur ve diğer
aşıkları da vurmaya devam edecektir. Eğer vurulan aşık veya aşıklar vuran
aşığın durumunu almadı ise ilk vurulan
aşık vurma hakkı kazanmış olur, bu defa o aşığın sahibi istediği aşık veya
aşıkları vurabilir. Aynı durum oyun alanında tek aşık kalıncaya kadar devam
edecektir.
Eğer vuran aşık her hangi bir aşığa
isabet etmezse oyun düşer aşıklar toplanıp
tekrardan yere bırakılır. Eğer aşıklardan her hangi biri hunka durursa da oyun
düşer ve oyun baştan başlatılacaktır. Eğer aşıklardan biri her hangi bir
nesneye yaslanıp yamuk durursa da oyun düşecektir. Eğer vurulan veya vuran aşık
sert darbeden dolayı her hangi bir oyuncunun koçağına veya kumaş üzerinde
düşerse o aşık iki avuç içine alınır,
bir metre yukarıdan yere serbest bırakılır. Bu eyleme “Ögürme” adı verilir.
Ögürülen aşık çarpıştığı aşığın
duruşunda durursa, iki ihtimal vardır. Eğer
ögürülen aşık vuran aşıksa rakip aşığı yenmiş olur, eğer vurulan aşıksa yenilmiş olur ve oyun sona ermeden kaldığı yerden devam edecektir.
2. Yedirme: Yedirme oyunu çersek çürsek oyununun hemen
hemen aynısıdır. Her oyuncu birer aşık ile oyuna katılır. Aşıklar tek avuca alınıp yerden iki karış yukarıdan
yere bırakılır. Çersek çürsek
oyunundan farkı şudur. Eğer tek aşık alçı durursa diğerleri çikke veya
pükke durursa, alçı duran aşık, oyun alanındaki çikke duran tüm aşıkları yer, yani çeke duran aşıkları
otomatik olarak alçı duran aşığın sahibi kazanmış olur ve oyunu de o başlatır. 7.Şekilde gösterilmiştir.
7.Şekil
7.Şekilde:
Yedirme oyunundan bir örnek gösterilmiştir.
Oyunun geri kalan kısmı çersek çürsek oyununda
olduğu gibi devam edecektir. Eğer bir aşık taha diğer bütün aşıklar çikke veya
pükke durursa bu defa pükke duran aşıkları taha duran aşık otomatik olarak yer
ve oyunu o başlatır. Eğer bir aşık taha
ve başka bir aşık alçı durursa diğerlerinin çikke veya pükke durması önemli
değil, oyun iptal olup tekrar baştan başlar. Bu durum tek bir aşığın alçı veya tek bir aşığın taha durmasına kadar devam edecektir. Eğer bir aşık alçı
durur, diğerleri pükke dururlarsa alçı duran aşık pükkeleri yiyemez, ancak
çersek çürsek oyununda olduğu gibi oyunu alçı duran aşık başlatır ve bütün
çersek çürsek oyununda bahsettiğimiz
kurallar geçerlidir.
Padişah ve Vezir
Padişah ve vezir oyunu karışık ve
takım olmak üzere iki farklı şekilde oynanır. Padişaha ve vezir oyununa en az dört oyuncu ve en
çok yirmi oyuncu katılabilir. Oyun için
gerekken oyuncaklar, kumaş
mendilden örülmüş (Gerden köyünde buna
dürre denilir) kamçı ve bir adet
de inek veya okuz aşığıdır.
Karışık: Kaç kişi ise oyuncular daire şeklinde otururlar ve dürre
ortada durur. Her oyuncunun bir defa aşık atma hakkı vardır. Oyuncu aşığı attığında alçı durursa o oyuncu padişah
olmuşmuş olur. Başka bir oyuncunun aşığı alçı duruncaya kadar o oyuncu padişah olarak
kalır. Oyuncalar atmaya devam eder hangisinin atığı aşık taha durursa o
oyuncu vezir olur. Vezir olan kişi
dürreyi eline alır. Padişah ve vezir belli olduktan sonra oyunun rengi değişir.
Çünkü oyunculardan pükke düren kişilere
her hangi bir ceza yokken oyunculardan
aşığı çikke duran oyuncuya ceza verilir.
8.Şekilde gösterilmiştir. Padişah ve
vezir olan kişi hariç diğer oyuncular aşığı
sırasıyla atmaya devam ederler. Hangi oyuncunun aşığı alçı durursa,
padişahlık makamını devralır. Hangi oyuncunun
aşığı taha durursa vezirlik makamını devralır.
8.şekil
8.Şekilde: Padişah ve vezir oyunundan
bir örnek gösterilmiştir.
Hangi oyuncunun atığı
aşık munka veya hunka durursa her iki görevi (padişahlık ve vezirlik) de
o oyuncu devralır. Eğer oyunculardan
birinin attığı aşık çikke durursa ona ceza kesilir. Hemen vezir padişaha sorar
“Padişah sahip (sayın) kaç dürre vurayım” der. Padişah gönlünden kaç
dürre vurulması geçerse onu söyler. Vezir desturu aldıktan sonra ceza yiyen
oyuncuya “Avucunu aç” der, oyuncu avucunu açar, elinin ayasına padişahın
buyurduğu kadar dürre vurur.
Oyun böylece saatlerce oynanır, herkes padişah veya vezir olmak için çalışır. Oyuna başlamadan önce vurulması gerekken
cezanın sınırları belirlenir. Örneğin 1 dürreden den 99 düüreye kadar gibi.
Dürre sayısı çift olmaz tek olmak zorundadır. Eğer padişah yanlışlık çift dürre vurulmasını talep ederse
yarısı padişahın kendine vurulur. Örneğin vezire 22 dürre vur derse, 11 dürre padişaha ve 11dürre ceza yiyen oyuncuya vurulur. Padişahın af etme
yetkisi vardır, her hangi bir oyuncu ceza aldığında padişah af edebilir. Ancak bir defa ceza kesildikten sonra kesilen cezayı
artırmaz. Vezirin af etme yetkisi yoktur ama daha yumuşak (yavaş) vurma hakkı
vardır. Vezir dürre vururken, ceza yiyen kişi oturduğu yerden avucunu kapatarak
vezirin dürresini yakalarsa, vurulması gerekken dürenin kalan
kısmı iptal olur. Vezir bir dürre ceza
yemiş olur, ceza yiyen kişi vezire bir dürre vurur.
Takım: Karışık oyununda
bahsettiğimiz bütün kullar bu oyun için da geçerlidir. Farklı olan durumlar şunlardır.
Padişahlık ve vezirlik tek takımda olmayınca (padişahlık bir takımda ve
vezirlik diğer takımdayken) hangi takımın oyuncuları ceza yerse yesin dürre
vurulamaz. Çükü vezir ile padişah karşı karşıdadır. Ceza yiyen oyuncunun
cezası, takım arkadaşlarınca paylaşılabilir. Kendi takımındaki oyunculardan
birinin aşığı çikke dursa bile ceza yemez, ancak alçı durursa padişahlık ve taha durursa
vezirlik değişir ve kendi takım arkadaşına devretmiş olur.
Katta Hat: Bu oyunu oynayan oyunculara yaş sınır yoktur, çocuk yaştakiler
kedi aralarında ve gençler kendi
ararlında oynarlar. Oyunun oynanması
için düz bir yerde 1 m veya isteğe bağlı olarak 1,5 m yahut daha geniş
bir daire çizerler. Dairenin ortasından ikiye ayrılacak şekilde bir çizgi daha
çizerler. Oyuncu sayısına göre dairenin ortasında ki çizgi üzerine aşıklar
dizerler.,Eğer oyucu sayısı çoksa birer aşık eğer oyuncu sayısı azsa ikişer
veya üçer aşık dairenin ortasındaki
çizgi üzerine dizilir. 9.Şekilde
Gösterilmiştir.
9.Şekil
9.Şekilde: Katta hat oyunundan bir
örnek gösterilmiştir.
Sonra oyuncular “ Sakka” dedikleri, en ağır ve en
sağlam olan ve hatta içi kazılıp kurşun doldurulmuş aşıklarını bir oyuncunun
eline verirler. O oyuncu sakkaları
avucuna alıp çercek çürsek oyununda olduğu gibi iki karşı yerden
yukarıdan yere bırakır. Hangi oyuncun aşığı taha durursa ilk vurma (atma)
hakkını o oyuncu kazanmış olur. Bu şekilde son oyuncuya kadar devam eder. Böylece vurma
sıraları belirlenmiş olur. İlk vurma hakkını kazana oyuncu çizgiyi
geçmeden, istediği yerden dizilen
aşıkları sakkası ile vurabilir. Oyuncu vurduğunda, dizlen aşıklardan bir veya
birkaç taneyi dairenin dışına çıkarabilirse o aşıklar onun olur ve tekrar vurma
hakkı kazanır. Eğer çıkaramazsa, yıkılan ve yerinden oynayan aşıklar tekrar
dizilir ve vurma sırası ikici oyuncuya, daha sonra üçüncü oyuncuya... olarak
oyun devam edecektir. Eğer vurulan aşık
tam çıkmayıp dairenin çizgisi üzerinde
kaldıysa o aşığa “ Şûr” derler ve tekrar dairenin ortasına dizilir.
Kiçik Hat: Kiçik hat oyunu da katta hat oyunun aynısıdır. Ancak bu
oyunda daire daha küçük (20, 30 veya 40 cm) genişliğinde çizilir. Katta hat
ayak üstü oynanırken kiçik hat oturarak oynanır. Oyuncular çizilen dairenin
etrafında otururlar ve aşıkları dizerler. Vurmak için işaret parmağı ile orta parmaklarını
kullanırlar. Sakka istenilen yerde dairenin çizgisi üzerine konulur ve dairenin
ortasındaki çizgi üstünde dizilen hedef
alını.
HURMA ÇEKİRDEĞİ OYUNU
Hurma çekirdeği oyununu, genellikle 15
yaş altı çocuklar oynar. Hurma çekirdeği oyunun kuralları ve oynama
şekilleri aşık oyuna benzer. Çukurlu tarafı
göğe bakarsa çikke, yere bakarsa pükke olur.
Hurma çekirdeği ile katta hat ve yedirme oyunu oynanmaz. Hurma çekirdeği ile kiçik hat oynanır, hatta
sakkaların ağır ve sağlam olması için çukur tarafı taşa yedirilir ve arkasına
küçük çivi çekilir. Çikkem tap oynanır ve çersek çürsek oynanır. Biraz evvel belirttiğimiz
gibi aşık oyundaki bütün kurallar hurma çekirdeği oyunu için de geçerlidir.
Buna ilave olarak hurma çekirdeği ile
çift mi tek mi oyunu da oynanır. Bu oyun iki oyuncu arasında oynanır. Oyuncu gizlice
avucuna bir kaç çekirdek alır, karşısındakine “Çift mi tek mi ? ” diye
sorar. Rakibi birini söyler, sonra oyuncu avucunu açar sayarlar, eğer rakibin söylediği
doğruysa avucundaki çekirdekleri ona verir, eğer değilse avucundaki çekirdek kadar çekirdek ondan alır. Oyun bir oyuncunun hurma çekirdeği bitinceye kadar devam
edecektir.
YÜN TOPU OYUNU
Bu oyun genel olarak bahar mevsiminde oynanır,
çünkü inekler bahar ayında yün dökerler. Yün dökmeye başlayan ineği gören çocuklar ineği yavaş yavaş okşayıp yüzünü avuçlarına toplarlar. Sonra onun arasına kaysı çekirdeği kadar bir
taş koyun azıcık ıslatıp avuç içinde yuvarlatmaya başlarlar. Yün keçeye
dönüşür, her hangi bir delik deşik olmadan
avuca sığacak yuvarlak bir topa dönüşür.
Şunu da söylemeliyiz, bir yün topu, bir günde toplanan yün ile yapılmaz, çünkü
inekler yavaş yavaş yün dökerler, çocuklar da buldukları yünleri azıcık ıslatarak topun üzerine ilave etmeye devam ederler.
Topun büyüklüğü avuç dolacak kadar
olduğunda artık o top oynanabilir bir top olmuş demektir. Topu her yaş grubu
kendi yaşıtlarıyla oynarlar. Yün bulunmadığı zamanlarda (kışın) deriden küçük bir türbe şeklinde dikilir, içi kumaş veya sünger ile doldurulur ve onun ile oynanır.
Yün top oyunu iki takım arasında
oynanır, oyuna en az 4 kişi ve en çok 40
kişiye kadar oyuncu katılabilir. Oyuncular içinden iki kişi mürt (mir / emir)
seçilir. Oyuncular ikişer ikişer adaşıp gelirler. Adaşmak konusunu çelikçomak
oyununda detaylı bir şekilde bahsettiğimiz için burada bahsetmeyeceğiz.
Takımlar ayrıldıktan sonra, bir merre (1.merre) oyunun başladığı yerde, bir
merre de (2.merre) bu merreden 200 veya
300 m uzaklıkta bir yerde belirlenir. Oyunun başladığı
merreden diğer merre tarafına doğru 4 m uzaklıkta bir yer belirlenir ki o yere ölü yeri denir.
Oyuna
başlama yöntemi müşt mü şappat mı
(yumruk mu tokat mı ) vurularak başlar. Bu konu çelik çomak oyununda detaylı
anlatıldığı için, burada bu kadar ile yetinilecektir. Oyunu başlatmayı kazanan
takımın oyuncuları ölünün de olduğu
merre tarafında dururlar. Kaybeden takım ise rakip takımın oyucuları ise
topu vurulduklarında topun gitme ihtimali olan yerlere dağılırlar. Oyuncuların yarısından çoğu 200 veya 300 m uzakta olan
merre ile ölü arasında dururlar. 10
Şekilde gösterilmiştir.
10.Şekil
10.şekilde: Yün topu oynama alanı ve
oyuncu dağılımı gösterilmiştir.
Oyuna başlamadan
önce her iki takimin ittifakı ile topun hangi taraflara vurulması ve hangi
taraflara vurulmaması belirlenir. Yine her iki takim tarafından topa tahta ile
mi vurulacak yoksa avuç ile mi vurulacak o da belirlenir. Oyucu ölüden kaç cm
diğer merre tarafına geçerse, vurulabilir o da belirlenir. Bu kurallar
takimlerin arasında konuşulduktan sonra takimler oyuna başlar.
Başlama hakkı
kazanan takım oyunu başlatır. İlk olarak en küçük yaştaki oyuncu top alır. Mürt
dışında bütün oyuncuları iki defa top
alma hakkı vardır. Merrde rakip
takimden bir kişi top veren olur.
Top alan takimin ilk oyuncusuna top verir.
Top veren oyuncu eline topu alıp
top alan oyuncudan 3 m uzakta durur.
İki oyuncu bir birine bakacak şekilde
karşı karıya dururlar. Top verecek olan oyuncu topu 1 m havadan karşısında ki
oyuncuya atar. Karşısındaki oyuncu elinin
ayasıyla sağlam bir şekilde, rakip
takimin adamları olmayan veya adamları uzakta olan yeri hedef alarak topa
vurur. Eğer top rakip takimin oyuncularından herhangi birinin eline geçiremeyecek kadar uzağa gittiyse, topa vurduğu
merreden 200 m veya 300 m olan merreye (1.merreden
2.merreye) doğru koşarak gidecektir. Eğer o kadar uzağa gitmediyse
ikinci top hakkını almak için ölüyü
geçmeden bekleyecektir. İkinci defa topa vurduğunda yine aynı şekilde boş bir yeri hedef alacaktır. İkinci defa topa
vurduğunda da kaçamazsa ölü denilen
yerde ölü olarak bekleyecektir.
Şimdi takımın ikinci oyuncusu top alacak, eğer
onun aldığı iki topun her hangi birinde ölüde bekleyen veya kendisi de beraber
kaça bilirlerse hem top alan oyuncu hem ölüde ölü olarak bekleyen oyuncu her
ikisi de 2.merreye doğru kaçacaklardır. Kaçamazlarsa her iki oyuncu da ölüde ölü
olarak bekleyeceklerdir. Sonra sırasıyla oyuncular top alamaya devam
edeceklerdir. Örneğin: Eğer üçüncü veya dördüncü oyuncu top aldığında, ölü
olmuş oyuncular kaçarak 2. merreye ulaşmaya çalışırlar. Onlar 2.merreye doğru
kaçarken onların kaçtığı yolun başından 2.merreye kadar rakip takımın oyucuları onları top ile vurmak için bekliyor olacaklardır. Rakip
takımın oyuncuları kaçmakta olan oyucuları vurmak için bir birine topu atarak pas verirler. Pas alan oyuncu topu yakalayıp veya yere
düştükten sonra yerden alıp kaçmakta olan oyuncuların her hangi birini vurursa, top alam hakkı, o
takıma geçmiş olur.
Eğer vuramazlarsa kaçan oyuncular 2.merreye
ulaşırlar ve orada eminde
olurlar. Oradan ayrılmadıkça onları
kimse orada vuramaz. Top veren takım top
alan takımın oyuncularına top veremeye devam edecektir. Kaçıp 2.merreye ulaşan
oyuncular da vardıkları 2.merrede sürekli kalmayacaklardır. Çükü kendi
arkadaşlarına geri dönmeleri gerekiyor ve onları kaçırmak için top alıp ölü olan arkadaşlarını kurtarmaları gerekiyor. Oyunu kendi ellerinde
tutmaları için top alacak oyuncuların bitmemesi gerekiyor. Biraz evvel
bahsettiğimiz gibi top aldıkları 1.merreyeden kaçarak 2.merreye gelmişlerdi.
Şimdi bu 2.merreden top yemeden kaçarak
1.merreye geri dönmeleri gerekmektedir. Bu arada rakip takım bir taraftan kaçarak
gelen oyuncuların arkadaşına top verirken diğer taraftan bunları yolda yakalayıp vurmak veya
onları geldikleri yerde tutmaya çalışırlar. Eğer bu oyuncular rakip takimden top yemeden kaçarak
geldikleri yere ulaşırlarsa yine
ikişer ikişer top alam hakkı kazanmış
olurlar. Bu topları alarak ölü olan
arkadaşlarını kaçırırlar. Veya daha top
almakta olan arkadaşları varsa, onlar bittikten sonra yine kaçıp gelen arkadaşlar top alırlar.
Oyun rakip takım oyuncularda her hangi birini ölü
ile kaçılacak 2.merre arasında yakalayıp vuruncaya kadar devam edecektir.
Örneğin: Oynamakta olan takımdan bir oyucuyu rakip takımın oyuncularından birini
vurursa. Vuran takımın bütün oyuncuları kaçarak ölünün yanındaki 1.merreye veya
kaçılacak 2.merreye ulaşmaları
lazım, yoksa vurulan takımın oyuncuları, rakip takımın oyuncularını vurarak oyun sırasını tekrar kazanabilirler.
Eğer vurursa rakip takımın kazandığı top alam hakkı (sırası) boşa gitmiş olur
yine top vermeye devam edecektir. Rakip takımı vurduktan sonra oyuncular her iki merrenin her hangi birine
kendilerini yetiştirdilerse top alma
hakkı kazanmış olurlar. Bu defa top
almakta olan takım top vermekte olan takıma top verecektir. Böylece takımlar
saatlerce, top alam hakkı için mücadele edeceklerdir. Hangi takım uzun süre top
alırsa oyunu o takım kazanmış olur. Top
alırken, topa vuran oyucunun topu
rakip takımın oyuncuları tarafında
havada yakalarsa, ilk topu ise ikinci
topu yanmış olur. İkinci topunu alırken yakalanırsa
takımından bir oyuncunun bir topu alama
hakkı yanmış olur ve o oyuncu bir defaya
özel olmak üzere tek top alır.
Kut Kut: Top alan takımın bütün oyuncuları top
almış, oyuncuların bir kısmı ölüde, diğer bir kısmı da kaçtıkları 2.merrede
kaldılarsa veya hepsi ölüde veya hepsi kaçtıkları 2.merrede kaldılarsa, o zaman rakip
takımın oyuncuları oyunun sona ermemesi için “ Kut kut” yaparlar. Top
vermekte olan takımın mûrtü bütün
oyuncularını bir araya toplar ve kendi aralarında topu gizlerler ve oyuncular
dağılır, topu hangi oyuncunun elinde olduğu belli olmaz. Oyun alanında bir kaçış yolu bırakırlar ve alanın iki tarafında beklerler. Sonunda bir oyuncu bir merreden
diğer bir merreye kaçmaya çalışır eğer, mahir topçuysa, onu
vurmak için top atıldığında yere yatar
veya vücudunu kıvırır bir şekilde
kendini vurulmaktan kurtarır. Yoksa top alam hakkı diğer takıma geçer.
Çimillah Çerti
Bu oyun genellikle geceleri oynanır, oyuncuların ortala yaşı 15 altıdır.
Oyun takım halinde oynanır. Oyuncu sayısı en az 10 kişi olmalıdır. Yaşça büyük ve tecrübeli olan iki oyuncu mûrt
olur, diğer oyuncular adaşıp gelirler. Böylece oyuncular iki takıma ayrılmış olur. Takımların mûrtü kendi oyuncularının her birine doğa veya hayvan adından bir ad verir
ve akıllarına tutmalarını söylerler. Bu adlar oyuncun kulağına söylenir,
hatta kendi takımındaki oyuncular bile
bir birinin adını bilemez.
Örneğin: Birinci oyuncuya kurt, ikinci oyuncuya aslan ve üçüncü oyuncuya
yıldız... gibi. Oyunun başlaması müşt mü şappet mi vurularak başlar. Hangi takım
başlama hakkı kazanırsa, o takımın mûrtü kaybeden takımın oyuncularından birini
iki eli ile gözünü kapatır. Kendi oyuncularından yine vermiş olduğu ad ile bir
oyuncuyu çağırır. O oyuncu gelip gözü kapalı olan oyuncunun alnıa parmaklarının
biriyle çerter (parmakla yavaşça vurur)
gidip eski yerine oturur. Oturduktan sonra o takımdaki bütün oyuncuları yüksek bir sesle “Tepir
tepir meyne kuş” diyerek yeri vururlar.
Sonra oyuncunun gözü açılır, alnına çerten oyuncunun kim olduğu sorulur. Eğer
çerten oyuncuyu bilirse çerten oyuncuyu kendi takımına çeker ve göz kapatma
sırası da kendi takımına geçmiş olur. Eğer bilemezse bu oyuncu karşı takıma
geçer. Göz kapatma sırası da karşı
takımla devam edecektir. Hangi takım karşı takımın oyuncularının tümünü
kazanırsa o takım oyunu kazanmış olur.
Adı deşifre olan oyuncu ile yine kazanılan oyunculara mûrt tarafından yeni adlar verir. Yenilen takımın oyuncularına
ceza olarak yenen takımın oyuncularını 100 m kadar
uzaklığa sırtlarında taşıma
cezası verilir.
Zire Oyunu
Zira Frenk kimyonuna benzeyen bir bitkidir ki; Gerden ve civarında ki
köyler tarafından o bitkiye verilmiş bir
addır. Bu oyun bahar aylarında oynanır. Oyuncular genelde 15 yaş altı yaş
grubudur. İlk olarak oyuncular mera,
çayır ve ekinlerin içinden o bitkinin
kökünü kazarlar. Bitkinin kökü siyah kabuklu kaysı çekirdeği büyüklüğündedir.
Kabuğu açıldığında beyaz, tadı güzel ve
sütlü bir yer meyvesidir. Kökü topladıktan sonra oyun oynamaya geçerler. Oyun en az 2 kişi ile başlar ve en çoğunun sınırı
yoktur. Oyuna başlamadan önce uzunluğu 2 m ve
40 derece eğimli bir yer
bulurlar. 2 m uzunluktaki bu eğimli yerin 30 cm genişliğinde başından sonuna
kadar temizlerler. Çünkü zirelerin yuvarlatırken her hangi bir yabancı maddenin
engel olmaması gerekiyor. Sonra oyuncular birer birer zire yuvarlatırlar. Kimin
ziresi en öne (en uzağa) yuvarlarsa diğer zireleri yenmiş olur. Yuvarlatma
şekline gelince, zire baş parmak ile işaret parmak arasına alınır, diğer
parmakların ucu yere dik olarak konulur, baş parmak açılarak zire bırakılır.
Zire 40 derce eğimli yerin başından yuvarlanmaya başlar. Daha önce söylendiği
gibi hangi oyuncunun ziresi daha çok mesafe kat ederse, o oyuncu tüm zireleri kazanmış olur. Böylece oyun zirreler tek kişin
eline geçinceye kadar ve saatlerce devam edecektir.
Ceviz Oyunu
Ceviz oyunu genellikle kışın oynanır. Yaş sınır
yoktur, oyunu yalnız iki oyuncu oynayabilir. İki oyuncu 100 m genişliğinde düz
bir alanda oynar. Oyuncular oyuna başlamadan birer cevizle mi yoksa iki
şer cevizle oynayacaklar ona karar
verirler. Birer cevizle oynanırsa ilk bir oyuncu cevizini yere koyar,
ikincisi 2 m veya 3 m uzaktan birinci oyuncuya “Şuradan vurayım mı” der. Vur derse
vurur, yok ben vuracağım derse, ikinci oyuncu
cevizi ayağının izine koyar ve
birinci oyuncu vurur. Eğer cevizi vuran oyuncu vurabilirse cevizi kazanır ve
ceviz onun olur. Eğer vuramazsa, artık cevizini kaldırıp istediği yere koyamaz ceviz yerden yuvarlanıp
nerde durursa orada durur. Artık sıra cevizi hedef olup vurulmayan oyuncunundur. Cevizin
olduğu yere ayağını koyup, rakibin cevizini hedef alır, eğer vurabilirse ceviz onun olur,
eğer vurmazsa bu defa yine onun cevizi hedef olur. Oyun böylece devam
edecektir.
Eğer ikişer ceviz ile oynanırsa bu defa yar
vurulur. Oyuncu aynı hizada iki cevizi yere koyar, ikinci oyuncu belli bir mesafeden “Şuradan vurayım mı” der.
Eğer vur derse, iki cevizle onun her hangi bir cevizini hedef alır. Eğer
cevizlerden birini vurursa, o cevizi kazanır ve vuran ceviz nerde durursa
durduğu yerden üç ceviz ile
rakibinin tek cevizini teker teker vurur. Eğer iki cevizle de rakibin cevizlerini
vuramazsa, rakibi kendi cevizlerini biriyle diğerini vurup onun cevizlerine yaklaşmaya
çalışır. Bir cevizini alıp, diğerine vur, ne kadar rakibin cevizlerinin durduğu
yere yaklaşırsa o kadar karlıdır. Oradan her iki ceviziyle rakibin cevizlerini
hedef alır. Böylece oyun bir oyuncunun cevizi bitinceye kadar devam edecektir.
Son
Kaynakça
Abdurrazzak oğlu Abdulganî, 71 yaşında Gerden köyünde yaşıyor.
Bâzâr oğlu Ali Muhammed 62 yaşında Gerden köyünde Yaşıyor.
Abdullah oğlu Halmurad, 41 yaşında Konya’da yaşıyor.
Ali Muhammed oğlu İsmet’ü-llah 35 yaşında Gerden köyünde
yaşıyor.
Abdurrahman oğlu Esedullah 45 yaşında Gerden köyünde yaşşıyor.
Osman oğlu Yusuf 30 yaşında Konya’da yaşıyor.
Elmâr oğlu Şükürllah 35 yaşında Kony’da yaşıyor.
Hiç yorum yok